onların doğrusu
Akşamüstü, saat yedi sekiz civarları
İşten yeni gelen annem pencereye yanaştı
Amacı biraz havalandırmaktı odayı
Dışarıdan gelen soba dumanları buna engel olmuştu
Birden yüzünde belirgin bir sinirle bana döndü
Onu çıldırtan bir şey vardı:
Serseriler.
Ağzından köpükler çıkarırcasına bağırmaya başladı
Nereden çıktı bunlar?
Neyin nesiydiler?
Pencereye yanaştım
Güneş batmış olmasına rağmen evin yanındaki boş arazide parıldayan bir ışık vardı
Koca bir ateş.
Dört beş erkek vardı etrafında
Pek tekinsiz tipler
Biri şaka olarak diğerini ateşe itti
Çakma eşofman takımı tutuştu
Aniden bağıran çocuğa yardım eden yoktu
Aksine birden kahkahalar yükseldi
Annemin öfkesi daha da kabardı
Bana bağırdı bu sefer:
“Bakma şu pisliklere!”
Bakmak istemiyordum aslında ama gözümü de alamadım
O ateşin yanında hayal ettim kendimi
Kaşımdaki çizik, alt takımımdaki fazlalıkla
O fazlalığın verdiği haksız özgürlükle
Elimde sigaramı tüttürüyorum
Bir de cebimdeki küçük bir poşette başka bir şey…
Adını dahi bilmiyorum
Ama düşününce burnumda hissedebiliyorum yanmayı
Annemin sesiyle tekrar irkildim
Bu sefer sorgulayan bir hâli vardı:
“Anlamadım ki, öyle ailelerden bu çocuklar nasıl çıktılar?”
İyi ailelerin kötü çocuklarıydı bunlar; suçu da yanlışı da kendileri seçtiler
Son bir kez yaklaştım pencereye
İçimde ağır bir his vardı
Kıskançlık.
Kıskanıyordum onları
Kıskanıyordum boktan hayatlarını ve yanlış kararlarını
Pek mutlu görünmüyorlardı aslında
Hayır, mutlu olmadıklarından emindim
Yüzlerinden anlaşılıyordu
Böyle bir hayatı kimse istemez
Ama yine de deli gibi kıskanıyordum
Bu kıskançlığın sebebini aradım
Boktan hayatları, kötü arkadaşlıkları ya da aptal şakaları değildi aradığım şey
Yanlışları değildi kıskandığım, yanlış yapma haklarıydı
Bana hiç tanınmamış o hak
Benim seçim hakkım olmamıştı hiç
Kaşlarımı hiç çizdirmemiştim, derslerimi asmamıştım
Sigara paketine bile dokunmamış, ağzımdan tek bir küfür savurmamıştım
ve bir kış akşamı sahte arkadaşlarımla ateş başında oturup hayatımdan nefret etmemiştim
Ben bu hayatı başkalarının doğrularıyla yaşamıştım
Olacağım kişiyi de yaşadığım hayatı da başkaları seçmişti
Tüm kararlarımı onlar vermişti
ve bunu bir iyilik sanmışlardı
Bana seçme hakkı verilseydi, olmayı seçeceğim kişi şu an olduğum kişiden çok mu farklıydı?
Bilmiyorum.
Hiç düşünmedim.
Seçim hakkın olmayınca ihtimalleri düşünmeyi de bırakıyorsun bir süre sonra
Ama isterdim seçebilmeyi
İsterdim yanlış yapabilmeyi
Her bir yanlışımdan ders alıp düştüğüm yerden kalkabilmeyi
Kendi yanlışlarımla yaşayacağım hayatı, başkalarının doğrularıyla yaşadığım bu hayata tercih ederdim
Bir adım geriledim
Ateş başındaki hayalim kayboldu
Annemden ses seda yoktu
Pencereyi kapattım
Perdeyi çektim
Aklımdaki bu düşünceyi hemen sildim
Doğru olan buydu
“Doğrusunu yapıyorsun,” dedim kendime
Onların doğrusunu…

